30 Temmuz 2016 Cumartesi

Leonard Cohen - Nevermind Çevirisi

"Takma Kafana"


Savaş kaybedildi
Antlaşma imzalandı
Ben yakalanmadım
Çizgiyi aştım

Ben yakalanmadım
Ama çok denedim
İyice gizlenerek
Aranızda yaşıyorum.

Gitmem gerekiyordu
Hayatımı ardımda bırakarak
Asla bulamayacağınız
Bazı mezarlar kazdım

Hikaye anlatıldı
Gerçekler ve yalanlarla
Bir adım vardı
Ama takma kafana

Takma kafana
Takma kafana
Savaş kaybedildi
Antlaşma imzalandı

Yaşayan bir gerçek var
Ve ölen bir gerçek
Bilmiyorum hangisi olduğunu
Yani takma kafana

Zaferiniz
Pek tamdı
Aranızdan bazılarının
Elde etmeyi düşündüğü.

Bu bir kaydıdır
Bizim küçük hayatlarımızın
Giydiğimiz elbiseler
Kaşıklarımız, bıçaklarımız

Şans oyunları
Askerlerimizin oynadıkları
Kestiğimiz taşlar
Yaptığımız şarkılar

Bizin barış hukukumuz
Ki anlaşılır
Bir koca yol gösterir
Bir eş komuta eder

Ve tüm bu
İfadeleri
Tatlı ilgisizliğin
Bazıları aşk diye adlandırır

Yüksek ilgisizlik
Bazıları kader diye adlandırır
Fakat isimlere sahiptik
Daha samimi

Çok derin ve
çok doğru isimler
Onlar benim için kan
Onlar sizin için tozdular

İhtiyaç yok
Bu hayatta kalışa
Yaşayan bir gerçek
Ve ölen bir gerçek var

Takma kafana
Takma kafana
Hayatımı yaşıyorum
Ardımda bırakıyorum

Yaşayan bir gerçek var

Öldüremezdim
Sizin öldürdüğünüz gibi
Nefret edemezdim
Denedim, başarısız oldum

Bana döndünüz
En azından denediniz
Sizi hor görenlerden
Yana oldunuz

Bu kalbinizdi
Bu sinek sürüsü
Bu bir zamanlar ağzınızdı
Bu yalan kasesi

Onlara iyi hizmet ettiniz
Hiç şaşırmadım
Onların akrabasısınız
Onların türünden

Takma kafana
Takma kafana
Hikaye anlatıldı
Gerçekler ve yalanlarla
Dünyaya sahipsiniz
Yani takmayın kafanıza

Takma kafana
Takma kafana
Hayatı yaşıyorum
Ardımda bırakıyorum

Tamamen yaşıyorum
Genişçe yaşıyorum
Bölemeyeceğiniz
Zaman katmanları üzerinde

Kadınım burada
Çocuklarım da
Onların mezarları güvende
Sizin gibi hayaletlerden

Derin yerlerde
Köklerin dolaştığı
Geride bıraktığım hayatı yaşıyorum

2 Mayıs 2016 Pazartesi

ş.’nin Aşk Şiiri

tuttum sevdiklerimi
dedim buyrun oturun karşıma
getir dostum bir kadeh daha
sarıldım sıkıca
seni seviyorum dedim
eğilip tek tek kulaklarına.

ah dostum
hep geçmişim aşina yollardan
kollamış durmuşum zavallı benliğimi
ah diyorum
zavallı benliğim
ne çürük şeysin.

mendilci çocuklara güzel hayaller anlatıyorum
bir görsen beni
ne kadar neşeliyim
ne kadar hayat doluyum
nabzım gözlerimde atıyor
            −kedileri okşuyorum
köpeklere marketlerden mama çalıp
            −avucumda veriyorum.

çiçekler aldım ne güzel
çorbalar yaptım
dolaba kaldırdım
gelenlere veririm diye.
başka bir insan oluyorum
bir görsen
öylece akıp giden
şu acımasız ve soğuk zamanı
metanetle sırtlıyorum.

biliyorum, diyorum
yarım yamalaktım
ve hep yarım yamalak olacağım
ama ne güzelmiş
            −diyorum
bildiğim yörüngeleri
titreyerek terk etmek.

titreyen bedenim
yaşamayı hissediyor
belki sonsuz konforlu
alışkanlıklarla örülü
vasat ömründen beri
ilk defa.

bakın diyorum
çocuklar kediler köpekler
dostlarım
sizi kırmışımdır şımarık
tavırlarımla
affedin beni
ya da mahkum edin
ama bilin sevdim sizi
dünyanın ortasında
bir ağacın gölgesine sığınarak
yalancı korunaklara
gizledim kendimi.

alın diyorum her bir parçam
bunlar ve şunlardır
alın sizin olayım
ben zaten en çok kendimden sıkılırım
bunlar, diyorum
parmaklarım
bunlar ellerim ayaklarım
bunlar saçlarımdır
bunlarsa acılarım
ağır geliyorsa koyun bir kenara
bakın sıradaki hayallerim
kırılanları ayıklayın,
paylaştıklarımız bize kalsın.


03 Mayıs 2016

13 Şubat 2016 Cumartesi

Yol Üzerine Deme

yol,
daima aştığımız yoldur.
-tozu yine de sinmiştir, taşırız
paçalarımızda, yaralarımızda
umutsuzluğumuzda.

yol,
daima yürümekte olduğumuzdur
-adımımız bir adım geriden gelir
arka ayak ön ayak sarkık kollar
güneşten yanmış yüz
yine de sürükleriz kendimizi.

yol çünkü,
daima kendisini dayatmaktadır
itekler, acıtır, bazen
güldürür bazen -ve çoğu zaman
ne olduğunu bile anlayamadan yürümüşüzdür.

yol zira daima aşılacak yoldur
yolcu asla yolu seçemez
yoldur yolcusunu seçen
yolcuyu yolcu yapar yol.

ve yol
-ki yoldan başka bir şey yoktur-
vardır
yıldızlı yazlar, yağmurlu
karlı kışlar boyunca uzanır
ömürleri kat eder,
onları ömür haline getirir
-ya da bitirir.

ama yol

tükenmez.

14.02.2016/Saat 05:50

2 Ekim 2015 Cuma

Güvenlik Duygusu

kesinlikler güvenlidir
bir doz güvenlik duygusu kimliğin için
sigortalar ve memurluk güvenlidir
bir doz güvenli bir zaman yaşlılığın için
sınırlarını tanırsın diğer insanların
sınırlarda durmak, ileriye gitmemek güvenlidir
-ki bir doz da
iletişim için güvenlik duygusu gerekir.

kasırgalar, fareler, hamamböcekleri ve sevgi
olmadık yerlerden olmadık zamanlarda ortaya çıkarak seni sarsabilirler
önlem almak güvenlidir
ayrıca bir doz güvenlik duygusu da
aynı kalabilmen için gerekir.

prezervatifler, mide ilaçları, anti-anksiyetikler
heyecanlanan yüreğinin sana yaptığı
zorlu oyunlarla baş etmeni sağlar
ve güvenlidir.
emniyet kemerleri, şifrelenmiş mailler, sessiz itaat
güvenlidir ve senin için,
notların, kredi notların, çalışma notların için
bir parça güvenlik duygusu sağlar.
-ki bu güvenlik duygusu
yarın yeniden işe, okula gidebilmen için,
konforlu evinde yatağa girebilmen için gerekir.

ilkeler, yöntemler, alışkanlıklar güvenlidir
talimatlar ve talimatlara uymak güvenlidir
kurallar ve kuralları uygulamak güvenlidir
yasalar ve yasaları çiğnememek güvenlidir
kimlikler ve çerçeveleri güvenlidir
kimlikleri çerçeveleri alışkanlıkları
yasaları kuralları ve talimatları
çok fazla ciddiye almak güvenlidir.
-ki böyle bir güvenlik duygusu
yaşamının öylece sürüp gitmesi için gerekir.

seni rahatsız edeni görmezden gelmek güvenlidir
seni tekinsiz kılanı görünmez kılmak güvenlidir
seni huzursuzluğa iteni yokluğa itmek güvenlidir
seni dönüşmeye zorlayanı susmaya zorlamak güvenlidir
seni risk almaya mecbur bırakanı uzaklaşmaya mecbur bırakmak güvenlidir
seni sevmeye
ama rahatını bozacak tekinsizliği hissettirecek huzuruna kaçıracak
dönüşmeni gerektirecek risk almana neden olacak şekilde sevmeye
çağırandan nefret etmek güvenlidir.
ve bu dostum,
işte bu güvenlik duygusu-
senin rahatını kolladığının, tekin adımlar attığının, huzurla dopdolu olduğunun,
hep aynı kaldığının
hep risksiz yaşadığının işareti olan bu duygu-
kredi borçlarını, okul masraflarını, karnının doluluğunu,
sinema biletini, ucuz ve pis bir barda iki adet biranı
berbat ilişkinin kararttığı evinin kirasını sağlaman,
ödevlerini tezlerini tasarım işlerini
vaktinde teslim etmen için gerekir.

ve yine de eğer
bundan başka bir yaşamı düşünüyorsan
kendinden işinden okulundan ilişkinden
pis barlardan banliyölerden ve alışveriş merkezlerinden
etinin her gün ve her gün aynı şekli almasından
ve öylece çürüyüp gitmesinden
penisinden vajinandan rektumundan
hep benzer bir döngüde gidip gelen bütün organizmandan
alışkanlıklarından kurallardan yasalardan
alışkanlık halini almış
kurallı yasal yaşamdan ve ölümlerden
bıktıysan-
işte tam da bu güvenlik duygusundan kurtulman
sevmen ve dönüşmen gerekir.


02 Ekim 2015

23 Ağustos 2015 Pazar

Younger Brother - Shine Çevirisi


Parılda

orada ol.
bir omuza, bir kalbe,
kalbimin attığını hissetmeye ihtiyacım olduğunda,
izin ver yol bilmemi sağlasın
…bunun o yol olduğunu
bana bunun o yol olduğunu,
endişelenmemi söyle.
bu kadar endişelenme,
başka bir gün daha olacak,
bazı şeylerin hala sürdüğünü göreceksin,
bir çoğunun ise değişmekte olduğunu.
değişimi durdurmaya cüret etme.

bazen parıldarsın,
bazen düşersin,
bazen bilirsin,
bazen ruhunda yaşamı yeniden hissedene kadar,
yalnız olmadığın gerçeğine tutunmak için
birine ihtiyaç duyarsın.

orada ol
yabancı birine ihtiyaç duyduğumda
kalbimin çarpmasına, tehlikenin geçmesine
ihtiyaç duyduğumda.
gitmek istediğin yolu seç
sana göstermek istemiyorum,
kendi yolunu bulabilirsin
kendi yolunu bul.
kayda geçirilen hiçbir şey yok,
burada seninle konuşacak hiçbir şey yok,
geriye dön diyecek.
nefret ettiğini görüyorum,
nefret ettiğini görmek istemiyorum.

bazen parıldarsın,
bazen düşersin,
bazen bilirsin,
başka hiçbir şey değil.

seni parıldarken görmek istiyorum, yapabileceğini biliyor gibiyim

seni parıldarken görmek istiyorum, ben olduğumu biliyor gibiyim.

15 Temmuz 2015 Çarşamba

lütfen hareket halindeyken kapılara yaslanmayınız

E. ile Ö.'ye

bölge,
saçılmış hurda konteynırlar kim bilir hangi ihracattan
batma yığınlar halinde durur
ağaçlı yolun bir yanı çelik raylar,
bir yanı sarı tarlalar.

sanayi,
eskiden kalma fabrikalar çürümüş sac artıkları açılan duvarlar
üzerinde çelik beton yığınları haşmetle yükselir
teneke yoksulluk ile içi boş varsıllığın uyumsuz görüntüleri
zihninizi bir anda işgal eder.
araba mezarlarında saçılmış metal bağırsakları
dingil aks ve dişlileri
çoktan kemirmiştir yaşlı kurt tamirciler
modern makinelerin ustaları çıraklarına saban çağı bozkırı usulünce vurur
kavurucu yapıp yapış sıcağın altında
bir mastürbasyonun hayaliyle dalgalanır genç oğlanların
terkedilmiş hüzünlü konutlara düşen gölgeleri.

stadyum,
kremit fabrikası onyıllardır aynı ithal kornayı öttürmektedir
belki de çıkmıştır parası özal hibelerinin birinden.

halkapınar,
keser yoksul mahallelerini
yük trenleri, tamir atölyeleri
elektrik yüklü teller, raylar ve turnikeler.

hilal,
çingenekondular karışır yükseldikçe
kürt mahallelerine kale’nin
dar ve sidik kokulu sokaklarıyla
tekinsiz karanlık köşeleri
sokak satıcıları baygınlaşır mangallarının başında.

basmane,
hayyam meyhanesi’nin daracık salonunda
üç kişi oturmuştuk,
arapların ve arapçanın mülteci yersizliğinin hüznü
otellerin önünde çuval çuval yoksulluk
çorbacılar, çaycılar, dilenciler, güleç çocuklar
düşünüp düşünüp
az konuşup içlenmiştik
suriye izmir’den ne yana düşer?


15 Temmuz 2015

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Biraz Zehirlenme

Henri Michaux
damarlarımızda kimyasal reaksiyonlar
kımıl kımıl hücre duvarlarını delip geçen sıvı,
otuz sekiz derecede, gölgesiz gece
ritim düzensizce kırılır.

tahta sandalyede yan oturan babalar
bacak bacak üstünde
biz bu sokaktan en son ne zaman geçtik?
bu sokak içimizden en son ne zaman geçti?

bu yollar en son ne zaman
dolanıp da ayaklarımıza
konforlu çizgilerimizi paramparça etti?

kalbinde pompalanan bu heyecan
yolu aşarken yolda düşerken yol biterken
sessiz bir derinliğin içinde kıvranırken
yorgun bedenlerin ürkek dokunuşlarını –ki
bütün bir gece sessizce oturulmuştur karanlığında evin.

lütfen bu pencereleri aç ve bu çiçekleri sula
lütfen bu havayı kov -ciğerimizden kana,
kanımızdan derimizin en nasırlı
hücrelerine kadar giden.

şu gece kuşları, şu ağaç hışırtıları,
şu dost şu tuzak sessizlikler; ellerimizin kanlı yaralarından
yaralarından bulaşan hüzünler, ikinci sınıf melankoliler,
aptallık abideleri, panik atakları, alkol ihtiyaçları.


bu çark bu döngü bu buhran bu paranoya.

13 Temmuz 15