Raymond Carver
Çeviren: Oğuz ş.
Dudaklarımızı fincanların mineli kenarlarına bastırıyoruz
ve biliyoruz kahvenin üzerinde yüzen bu yağın
bir gün
kalplerimizi durduracağını. Gözler ile parmaklar
düşüyor
gümüş olmayan gümüş takımının üzerine. Pencerenin dışında,
dalgalar
dövüyor eski şehrin ufalanmış duvarlarını.
Ellerin kalkıyor kaba masa örtüsünden
sanki bir kehanette bulunacak gibi. Dudakların titriyor...
Lanet olsun gelecek demek istiyorum.
Geleceğimiz öğleden sonranın derinlerine uzanıyor.
Bir araba ve sürücüyle dar bir sokak bu,
bize bakan ve tereddüt eden sürücü
sonra kafasını sallıyor. O esnada,
güzel bir Leghorn yumurtası kırıyorum soğukkanlılıkla.
Gözlerin buğulanıyor. Bana sırtını dönüyor,
deniz kıyısındaki damlara bakıyorsun.
Sinekler bile kıpırdamıyor.
Diğer yumurtayı da kırıyorum.
Birbirimizi azalttığımız kesin.
20 Şubat 2018 Salı
10 Şubat 2017 Cuma
Caetano Veloso - Cucurrucucu Paloma Çevirisi
Söylüyorlar gece boyunca,
çaresi olmadığını,
ağlayarak gitmekten başka.
Hiç uyumadığını,
çaresiz, içerek gittiğini.
Ağlayışını duyarak titreyen
gökyüzü üzerine yemin ediyorlar;
söylüyorlar nasıl da açı çektiğini
onun için,
ölümünde dahi onu çağırdığını;
"Ay-ay-ay-ay-ay" diye şarkı söylediğini,
inlediğini, ağıt yaktığını
ölümcül tutkusundan ölmekteyken.
Ne kadar da hüzünlü bir güvercin
sabah erkenden yalnız başına
geniş kapılı evine
şarkı söyleyerek dönen.
Yemin ederim ki güvercin,
senin ruhundan başkası yok
ümitsiz bir şekilde
onun dönüşünü bekleyen.
Yalnızsın, güvercin, ahhh ağlama.
Güvercin,
taş kalpler ne zaman,
aşkından anlamışlar ki?
Yalnızsın, yalnızsın,
Yalnızsın, yalnız,
Yalnızsın güvercin, artık ağlama.
çaresi olmadığını,
ağlayarak gitmekten başka.
Hiç uyumadığını,
çaresiz, içerek gittiğini.
Ağlayışını duyarak titreyen
gökyüzü üzerine yemin ediyorlar;
söylüyorlar nasıl da açı çektiğini
onun için,
ölümünde dahi onu çağırdığını;
"Ay-ay-ay-ay-ay" diye şarkı söylediğini,
inlediğini, ağıt yaktığını
ölümcül tutkusundan ölmekteyken.
Ne kadar da hüzünlü bir güvercin
sabah erkenden yalnız başına
geniş kapılı evine
şarkı söyleyerek dönen.
Yemin ederim ki güvercin,
senin ruhundan başkası yok
ümitsiz bir şekilde
onun dönüşünü bekleyen.
Yalnızsın, güvercin, ahhh ağlama.
Güvercin,
taş kalpler ne zaman,
aşkından anlamışlar ki?
Yalnızsın, yalnızsın,
Yalnızsın, yalnız,
Yalnızsın güvercin, artık ağlama.
6 Eylül 2016 Salı
Pink Floyd - Learning to Fly Çevirisi
siyah bir şerit gerilmiş.
bir uçuş neşesi rüzgârlı bir alanda
sersemlemiş duyularımla başbaşa.
ölümcül bir cazibe beni hızlandırıyor
bu karşı konulmaz kavrayıştan nasıl kaçabilirim?
gözlerimi devinen gökyüzünden alamıyorum
dil lâl olmuş, burulmuş yeryüzüne ait bir uyumsuzlukla
buz biçimlendiriyor kanatlarımın uçlarını,
önemsiz uyarılar, düşündüm
düşündüm her şey hakkında
evimi buldurmuyor hiç bir yol gösterici.
yüklerinden arınmış, aç ve taşa dönüşmüş
gergin bir ruh uçmayı öğrenmekte
koşullanma gerçekçi fakat denemeye kararlı
gözlerimi devinen gökyüzünden alamıyorum
dil lâl olmuş, burulmuş yeryüzüne ait bir uyumsuzlukla.
sakince frenle,
yavaş ol. biraz tekerlekler üzerinde gidecek.
sadece gücü yavaşça kontrol et,
güç
gezegenin üstünde, bir kanatta ve iyi temennide
benim kirli halem, temiz havada bir buhar izi
bulutları kesiyor, uçan gölgemi görüyorum
sulanan gözlerimin ucunun ötesinde
gün ışığı tarafından tehdit edilmeyen bir rüya
bu ruh tam gecenin tepesine patlayabilir
bununla karşılaştırılabilecek bir his yok
hareket askıda, bir kutluluk ânı
zihnimi devinen gökyüzünden alamıyorum
dil lâl olmuş, burulmuş yeryüzüne ait bir uyumsuzlukla.
24 Ağustos 2016 Çarşamba
Salınıp Durur Bir Acemi
![]() |
| Henri Michaux |
I.
seninle koca koca çocuklara
uçurtmalar dağıtırız
dağıtmışızdır da bir kırın alaca
rüyası
görünür bölünmüş gecelerimize.
II.
yolları sarsacak mıdır yeniden
bir kedi mırıltısı bir sıcak
bunaltısı
ben sana hangi sokaklardan geçip
geleyim.
III.
çokça lakırdı
her yanında duyulan
ne karasın sen ayların içinde
bulutların dağılmaz mı?
sen bana hangi sokaklardan geçip
gel.
IV.
şimdi yaşını başını almış bir
simsar
yaşıyor bir denizin berisinde
satmaktan sert kayalara ruhunu
bir kitap yazdırıvermiş diyorlar
yaşamının olmazlarından.
seni tanıyordum
seni unuttum.
V.
her şey dönüp dolaşıp asıl sana geliyor
zamanı ellerimde tutuyorum
−ılık
yoğun
kokun beni ziyaret ediyor
buyur ediyorum
gülüşünü unutmuyorum
“hayhay” diyorum
masaya kitaplar saçılmış
bugün sigara içmiyorum
her şey dönüp dolaşıp sana geliyor.
VI.
gündüzün hayalleri
gecenin rüyaları var
uykusuzluk var
çocuklar, ağaçlar, rüzgarlar, kitaplar
var -da var
VII.
şiirler yazıyorum, aklımda
şiirler okuyorum, aklımda
yataklara gidiyorum, aklımda
çay demliyorum, hep aklımda
aklım ne büyükmüş diyorum
kalkıp bir rüyaya dalıyorum.
IX.
bir tütün dağınıklığının hayaleti
sehpanın üzerinde dolanıyor
gecenin büyüsünde bir adım sesleri
kanepem bir kişiliğe kavuşuyor
bazı hayaller nereye doğru büyümez mi?
X.
işte duyduğumuz hep o ağrı
yılların yaşamın yanı sıra
denir −denmeli
alıp veremediği olmamıştır
dünyanın ortasında salınıp durur bir acemi
kimsenin kimseyle sonuna dek
sadece yaşamak istemiştir.
25 Ağustos 2016
30 Temmuz 2016 Cumartesi
Leonard Cohen - Nevermind Çevirisi
"Takma Kafana"
Savaş kaybedildi
Antlaşma imzalandı
Ben yakalanmadım
Çizgiyi aştım
Ben yakalanmadım
Ama çok denedim
İyice gizlenerek
Aranızda yaşıyorum.
Gitmem gerekiyordu
Hayatımı ardımda bırakarak
Asla bulamayacağınız
Bazı mezarlar kazdım
Hikaye anlatıldı
Gerçekler ve yalanlarla
Bir adım vardı
Ama takma kafana
Takma kafana
Takma kafana
Savaş kaybedildi
Antlaşma imzalandı
Yaşayan bir gerçek var
Ve ölen bir gerçek
Bilmiyorum hangisi olduğunu
Yani takma kafana
Zaferiniz
Pek tamdı
Aranızdan bazılarının
Elde etmeyi düşündüğü.
Bu bir kaydıdır
Bizim küçük hayatlarımızın
Giydiğimiz elbiseler
Kaşıklarımız, bıçaklarımız
Şans oyunları
Askerlerimizin oynadıkları
Kestiğimiz taşlar
Yaptığımız şarkılar
Bizin barış hukukumuz
Ki anlaşılır
Bir koca yol gösterir
Bir eş komuta eder
Ve tüm bu
İfadeleri
Tatlı ilgisizliğin
Bazıları aşk diye adlandırır
Yüksek ilgisizlik
Bazıları kader diye adlandırır
Fakat isimlere sahiptik
Daha samimi
Çok derin ve
çok doğru isimler
Onlar benim için kan
Onlar sizin için tozdular
İhtiyaç yok
Bu hayatta kalışa
Yaşayan bir gerçek
Ve ölen bir gerçek var
Takma kafana
Takma kafana
Hayatımı yaşıyorum
Ardımda bırakıyorum
Yaşayan bir gerçek var
Öldüremezdim
Sizin öldürdüğünüz gibi
Nefret edemezdim
Denedim, başarısız oldum
Bana döndünüz
En azından denediniz
Sizi hor görenlerden
Yana oldunuz
Bu kalbinizdi
Bu sinek sürüsü
Bu bir zamanlar ağzınızdı
Bu yalan kasesi
Onlara iyi hizmet ettiniz
Hiç şaşırmadım
Onların akrabasısınız
Onların türünden
Takma kafana
Takma kafana
Hikaye anlatıldı
Gerçekler ve yalanlarla
Dünyaya sahipsiniz
Yani takmayın kafanıza
Takma kafana
Takma kafana
Hayatı yaşıyorum
Ardımda bırakıyorum
Tamamen yaşıyorum
Genişçe yaşıyorum
Bölemeyeceğiniz
Zaman katmanları üzerinde
Kadınım burada
Çocuklarım da
Onların mezarları güvende
Sizin gibi hayaletlerden
Derin yerlerde
Köklerin dolaştığı
Geride bıraktığım hayatı yaşıyorum
Etiketler:
cohen,
çeviri,
leonard cohen,
nevermind,
şarkı
2 Mayıs 2016 Pazartesi
ş.’nin Aşk Şiiri
tuttum sevdiklerimi
dedim buyrun oturun karşıma
getir dostum bir kadeh daha
sarıldım sıkıca
seni seviyorum dedim
eğilip tek tek kulaklarına.
ah dostum
hep geçmişim aşina yollardan
kollamış durmuşum zavallı benliğimi
ah diyorum
zavallı benliğim
ne çürük şeysin.
mendilci çocuklara güzel hayaller anlatıyorum
bir görsen beni
ne kadar neşeliyim
ne kadar hayat doluyum
nabzım gözlerimde atıyor
−kedileri
okşuyorum
köpeklere marketlerden mama çalıp
−avucumda
veriyorum.
çiçekler aldım ne güzel
çorbalar yaptım
dolaba kaldırdım
gelenlere veririm diye.
başka bir insan oluyorum
bir görsen
öylece akıp giden
şu acımasız ve soğuk zamanı
metanetle sırtlıyorum.
biliyorum, diyorum
yarım yamalaktım
ve hep yarım yamalak olacağım
ama ne güzelmiş
−diyorum
bildiğim yörüngeleri
titreyerek terk etmek.
titreyen bedenim
yaşamayı hissediyor
belki sonsuz konforlu
alışkanlıklarla örülü
vasat ömründen beri
ilk defa.
bakın diyorum
çocuklar kediler köpekler
dostlarım
sizi kırmışımdır şımarık
tavırlarımla
affedin beni
ya da mahkum edin
ama bilin sevdim sizi
dünyanın ortasında
bir ağacın gölgesine sığınarak
yalancı korunaklara
gizledim kendimi.
alın diyorum her bir parçam
bunlar ve şunlardır
alın sizin olayım
ben zaten en çok kendimden sıkılırım
bunlar, diyorum
parmaklarım
bunlar ellerim ayaklarım
bunlar saçlarımdır
bunlarsa acılarım
ağır geliyorsa koyun bir kenara
bakın sıradaki hayallerim
kırılanları ayıklayın,
paylaştıklarımız bize kalsın.
03 Mayıs 2016
13 Şubat 2016 Cumartesi
Yol Üzerine Deme
yol,
daima aştığımız yoldur.
-tozu yine de sinmiştir, taşırız
paçalarımızda, yaralarımızda
umutsuzluğumuzda.
yol,
daima yürümekte olduğumuzdur
-adımımız bir adım geriden gelir
arka ayak ön ayak sarkık kollar
güneşten yanmış yüz
yine de sürükleriz kendimizi.
yol çünkü,
daima kendisini dayatmaktadır
itekler, acıtır, bazen
güldürür bazen -ve çoğu zaman
ne olduğunu bile anlayamadan yürümüşüzdür.
yol zira daima aşılacak yoldur
yolcu asla yolu seçemez
yoldur yolcusunu seçen
yolcuyu yolcu yapar yol.
ve yol
-ki yoldan başka bir şey yoktur-
vardır
yıldızlı yazlar, yağmurlu
karlı kışlar boyunca uzanır
ömürleri kat eder,
onları ömür haline getirir
-ya da bitirir.
ama yol
tükenmez.
14.02.2016/Saat 05:50
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
